Siyasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2010

Evet - Hayır Oyunu.

- Duydunuz Zilin sesini ve yarışma başladı. Dikkat ediyoruz ve yasaklı iki kelimeyi söylemiyoruz.

Bu cümleyi 85 senesinden önce doğmuş hemen hemen herkes adı gibi hatırlar. Erkan Yolaç'ın sunduğu Evet-Hayır yarışmasının başlama cümlesiydi bu. Yarışmanın çok basit bir kuralı vardı, sadece ve sadece Erkan Yolaç ne sorarsa sorsun Evet veya Hayır kelimelerini 2 dakika boyunca kullanmazsanız, kazanıyordunuz. Tabi bu süre içerisinde Erkan bey size Evet veya Hayır dedirtmek için var gücüyle çalışıyor, bildiği bütün kelime oyunlarını kullanmaktan çekinmiyordu.

Düşününce ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Son günlerde gündemden düşmeyen Referandum muhabbetine ne kadar da yakın bir yarışmaymış zamanında.

Birileri size Evet veya Hayır dedirtmek için nasıl kelime oyunları, nasıl siyasi manevralar içindeler herkes gün gibi farkında. Tabi ki böyle bir ortamın oluşması çok doğal. Siyaseti seven bir ülkeyiz. Olacak bu kadar Evet - Hayır muhabbeti. Ama yine de Facebook üzerinden bu olayın şovalyeliğini yapmaya kendini adamış bünyelere de veryansın etmekten kendimi alamıyorum dostlar. Tanıdığım süre içerisinde en ufak siyasi kelime duymadığım insanlar cevval cevahir siyasetçi çıkmasın mı :) iyi güzel hoş insanların senin siyasi görüşünü bilmesini istiyorsun. İnsanlara kendini anlatmak istiyorsun da, o kadar video paylaşınca ne oluyor onu anlamıyorum.

Aslına bakarsanız bu konuyu 2-3 cümle ile özetlemek zor, yine de ben bir kaç cümle daha edip yorumu size bırakacağım.

Ülkenin çoğu Hükümet partisinin ya da Muhalefet partilerinin genel başkanlarının konuştukları üzerinden gidecek sandığa. Eminim ki insanların %60'tan fazlası kaç tane madde olduğunu bile bilmiyor. Trajikomik değil mi.

Ne diyordu Erkan abi en son;

- Evvvet / Hayırrrr Dediniz ve kaybettiniz.

9 Aralık 2009

Gözyaşlarına Açılım...

Eskiden olsa siyasi içerikli çok fazla yazı yazardım, ama artık kendimde o gücü ve metaneti bulamıyorum. Çünkü artık terör laneti o kadar çok canımızı yakıyor ki kelimeler kifayetsiz kalıyor.

17 yaşındaki bir kız atılan molotof kokteyli yüzünden can veriyor, tokatta 7 asker çapraz ateşe alınıp şehit ediliyor, her gün birçok şehirde bir çok neidüğü belirsiz maskeli soytarılar eylem yapıyor, taş atıyor, can yakıyor... ve Devlet sessiz sakinliğini koruyor.

Yok terörist başının odası bilmemneymişte, sineklikten nefes alamıyormuşta, amanmışta canımmışta. 1999 senesinde yakaladığında assalardı mesela bu güne kadar üstü toprakla örtülmüş gitmiş bir konu olacakken 18 cm2 daralan hücrenin hesabını soruyorlar bizden şu gün.

Şimdi ben böyle hükümeti eleştirmeyeyim de, laf söylemeyeyim de napayım..

Açılım nidaları ile gezen bakanlarımız gayet güzel devam ederken sözlerine, dtpli köpeklerden cevap geliyor. "Açılım bitti, açılım bitti" ardına bir kahkaha, ve bakanımız diyor ki "biz yine de devam edeceğiz". Bir tane hükümet sözcüsü demiyor ki, Bu açılım dtp'ye özel bir açılım değil ve muhattabı dtp değildir o yüzden onlar konuşsunlar biz işimize bakarız it ürür kervan yürür. Yok diyemediler demediler, çünkü direk muhattapları bölücüler, açılım kürt açılımı değil bölücü açılımı. Hani terör örgütü muhattabınız değildi..? hani öcalan sizin muhattabınız olamazdı?

Ya ben olayı çok yanlış yerlere çekiyorum, ya da en doğru şeyi söylüyorum...

Takdir Sizin...

5 Aralık 2009

Yılmaz Özdil Yazmış....

Ada verildi
Doktor verildi.
Vapur verildi.

Arkadaş verildi.


Üstüne...

5 milyon dolara cezaevi yaptılar.

Apo beğenmedi.


Valla ne dese haklı...

Ben de olsam, ben de beğenmem.


30 yaşlarında güzelce bir kadın, kucağında bebeğiyle, Ankara Garı’ndan otobüse biner. Yanına irikıyım bir adam oturur... Otobüs Kızılcahamam’a vardığında, kadın emzirmek için memesini açar, çocuğun ağzına dayar, çocuk direnir, başını çevirir, kadın sertçe uyarır, “Alsana yavrum, bak yoksa amcaya veririm...” Adam çaktırmadan gözucuyla bakar, önüne döner... Bolu’ya geldiklerinde, kadın yine memesini çıkarır, çocuk yine direnir, kadın yine uyarır, “Al, yoksa amcaya veririm haaa...” Adapazarı, İzmit, aynı replikler tekrarlanır... İstanbul gişelere gelindiğinde, kadın yine “Al, yoksa amcaya veririm” deyince, adam patlar... “Hanım hanım, vereceksen ver artık, Bolu’da inecektim, senin yüzünden buralara geldim!”


Fıkradır ama...

Açılım’ı anlatır.


Ya hiç açmayacaktın şekerim...

Ya da madem açtın, verecen gari.