Gezilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2009

Yine İstanbul ve verdiği ilham...

Yani İstanbul'a gitmesem yine elime alıp 2 satır yazacağım yok şu vefasızlık ettiğim güzelim blog'uma. Allah'tan küsüp kapatmıyor kendisini. :)

Efendime söyleyeyim, Kurban bayramında bütün toplu taşımaların, kara ve hava yollarının namüsait durumlarından ötürü Malatya'ya gitme planlarımız suya düşünce, eşimle birlikte İstanbul'a gidelim bu seferde oradaki eşi dostu akrabayı ziyaret edelim dedik.

Güneşin sıcaklığını çok nadiren göstermediği 3 ışıl ışıl gün geçirdik İstanbul'da. Gezdik bol bol, gidip büyüklerimizin elini öptük, sevgi ve hürmet sunduk. Sonra dostlar ile birlikte olduk güldük eğlendik. Anlayacağınız gerçekten güzel geçirdik tatilimizi.

İstanbul'da daha önce gittiğim ve Eşimi de götüreceğime söz verdiğim bir mekana gittik. "Leb-i Derya". İstanbul'da bir çok roof bar biliyorsunuzdur ya da görmüşsünüzdür. Leb-i Derya da onlardan bir tanesi. Manzara ve nefis damak tadını bir arada bulabileceğiniz nacizhane mekanlardan birisidir bence. İstiklal caddesinde Asmalı Mescid tarafında bulunan bu mekana bir uğramanızı şiddetle tavsiye ederim. Websitesi.

Leb-i Derya çıkışı tüm İstiklali yürüdük bütün arkadaşlarımızla. Ama beraber yürüyebilmek ne mümkün :) bir insan selidir ki gözlerimize inanamadık :). Yol boyunca kestane, İnci pastanesinde
profiterol en son Islak hamburger ile turumuzu noktaladık.

Yine gülen yüzünü gördüğümüz İstanbul'a en kısa zamanda geri döneceğimize söz vererek Ankara'mıza geri döndük.

31 Mayıs 2008

Big Chefs...

Ankara'da 3 tane şubesi olan bu efsanevi restaurantları muhtemelen duymuşsunuzdur ama yine de ben duymayanlar için bir iki satır bahsedeyim dedim.

Nedir BigChefs'in özelliği; şöyle ki inanılmaz bir menü, süper ve doyurucu yemekler, değişik kokteyller ve Naneli LİMONATA :D Antares, Minasera alışveriş merkezlerinde ve GaziOsmanPaşa mevkiinde bulunan şubelerinde gece gündüz yer bulmak pek mümkün değil. O yüzden rezervasyon yapmadan gitmemenizi tavsiye ederim.

Tabi bu kadar güzel yemeklerin, içeceklerin bedeli de pek ucuz değil hani :] her daim gidilebilecek mekanlardan olmasa da en az bir kere gidilip tadılmayı hakeden lezzetleriyle BigChefs benden size nacizhane bir tavsiye.

G.O.P. BigChefs Tel : 312 426 88 14

18 Şubat 2008

İstanbul...

Pek hoş olmayan bir nedenden dolayı haftasonu İstanbul'a gitmem gerekti. Zaten ne zamandır sayıklıyordum, "bir istanbula gitsem","benim istanbulum geldi ne zaman gidiyoruz" tarzı cümleler ağzımdan düşmüyordu. Velhasılıkelam gittim sağolsun Alper aldı götürdü getirdi, Münir konaklamamızı sağladı, Mustafa güldürdü, Ufuk tecrübelerini anlattı vesaire vesaire. Erinç'in erkek ve boşaltmak ile ilgili kurduğu cümleleri buraya yazmıyorum bile. :]

Tabi ki İstanbul'a 2 günde doymak mümkün değil. Melankoli ve farklılıkların yurdu :] insanı her türlü bünyesine çeken değişik bir ülke. Artık şehir olamayacak kadar büyük.

Cuma akşamı Taksimdeydik. Beyoğlu'na bildiğiniz sokak müzisyenler hakim olmuş :] Kemençe çalan Trabzonspor bereli uşak, blues brothers tarzı siyah giyimli saksafon çalan amcalar, Harmonika çalan teyzemiz ve zurnacı boyacı çocuk :] Bir baştan öbür başa yürürken kulağınızdan melodiler eksik olmuyor.

Tabi cumartesi günü başlayan kar bizi eve hapsetti. Allah'tan tedarikliydik :] sabaha kadar muhabbet, dertleşme. Güldük söyledik. Yine dışarı çıksak bu kadar eğlenirmiydik bilemiyorum. Kar kesintisiz yağıyordu ama ne kar. Göz gözü görmez oldu. Değil bir yere gitmek dışarıya adımınızı atamıyorduk.

Pazar sabah tekrar yollara düştük ve 9 saatlik bir yolculuk sonrası tekrar Ankara.

26 Ocak 2008

Moldova Notları - 1

Uzuuuuun zamandır planladığımız Moldova gezisini sonunda gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Yaklaşık bir hafta kaldığım Moldova'nın tabiri caiz ise altını üstüne getirdik :] Başkent Chisinau'da (Kişinev) okuyan arkadaşlarımızın yanına gittik tabi. Öyle kafadan hadi gidiyoruz gibi bir durum olmadı.

Herneyse, Chisinau küçük bir şehir ve çok büyük imkanlara sahip bir yer değil. Gece hayatı çok hakim, gündüz ise pek yapacak birşey bulamıyorsunuz. Sınırlı olan tarihi yerlerini gezmek sizin yaklaşık 4 saat gibi bir sürenizi alacaktır.

Tabi ki hepinizin merak ettiği konu kızlar :] Halkının %70'e yakınının kadın ve bunların çoğunun genç kız olduğu bir şehir düşünün :] ve gerçekten güzeller, sıcak kanlılar, iletişim kurulabilirler :D

Yolda yürürken yanınızdan ünlü bir manken geçse farkettirmeyecek kadar güzel bir toplum.

Eh tabi ister istemez ilk gittiğiniz anda bir dumurlar silsilesi bünyenizi kaplıyor. Göz kaslarınız hiç çalışmadığı kadar çalışıyor :P ama merak etmeyin 2. gün sonunda alışıyorsunuz.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Geldikçe yazarım :]

12 Ocak 2008

Kapat çile kapısını, Girmesin o vefasızlar...

Yine klasik bir holywood gecesiydi. Yine sıcak, yine samimi, yine hüzünlü, yine eğlenceli :] Holywood, Cinnah yokuşunu çıkarken sağda, Cinnaha girdikten üçyüz metre ileride, Ankarada bulabileceğiniz en güzel meyhanedir. Güzeldir, it kopuk olmaz, elittir, En çok gittiğimiz mekandır.

Yine her zaman ki gibi başladı gece. Çalmaya başladılar ud ve kanun. Bu akşam değişik bir ses duyduk. Adettir bu mekanda. Eğer sesiniz güzelse şarkı söylersiniz, herkez eşlik eder. Yan masadan birisi öyle güzel söyledi ki şarkıları, hepimizi düşüncelerimizde bir oraya bir buraya götürdü. Göz yaşı dökenler bile olmadı değil [Esil sana diyorum].

Eğer Ankara'daysanız bir gün gidip görün bu aile ortamını. Eminim ki memnun kalacaksınız.